Terapi Sürecinde Merak Edilenler

İlk Adım ve Temel Kavramlar

Dil ve konuşma terapisinin temel yaklaşımını, hangi durumlarda destek almanız gerektiğini ve uzmanlık alanlarımızı bu bölümde keşfedebilirsiniz.

Konuşma terapisi, bireyin konuşma, dil, iletişim, anlaşılırlık, akıcılık, ses ve yutma becerilerinde görülebilen problemlerin bilimsel değerlendirme yöntemleriyle saptanması ve bireye özel terapötik müdahale programlarının uygulanmasıdır.

Dil ve konuşma terapisi genellikle zannedilenin aksine sadece doğru ve anlaşılır konuşmaktan ibaret değildir. Bireyin kendini ifade edebilmesini, anlama becerilerini arttırmayı, karşılıklı iletişim kurabilmesini, akıcı konuşabilmesini ve sesini sağlıklı bir biçimde kullanabilmesini destekleyen oldukça geniş bir sağlık alanıdır.

Dil ve konuşma terapisinin gerekli ve uygun olabileceği gruplar şöyledir:
  • Konuşma seslerini doğru üretemeyen, anlaşılırlık problemi yaşayan çocuklar ve yetişkinler,
  • Akranlarına kıyasla yeterli kelime üretimi olmayan, cümle kurmakta, anlatım yapmakta ve karşılıklı iletişimde zorlanan çocuklar,
  • Konuşma akıcılığında problem yaşayan çocuklar ve yetişkinler,
  • Sesini kullanmakta veya ses tellerinde problem yaşayan kişiler,
  • İnme veya beyin hasarı sonrasında iletişim güçlüğü yaşayan yetişkinler,
  • Nörolojik hastalıklara bağlı konuşma bozukluğu olan kişiler,
  • Sosyal iletişim alanında güçlük yaşayan kişiler,
  • Yutma ve beslenme güçlüğü yaşayan kişiler
En doğru yönlendirme almak ve ihtiyacı sağlıklı biçimde belirlemek adına Dil ve Konuşma Terapisti Zehra Beril Kaymak ile iletişime geçebilirsiniz.

Özel eğitim uzmanı bireyin öğrenme ve davranışsal bağımsızlığı üzerine çalışırken pedagog,bireyin duygusal ve sosyal gelişimi üzerine odaklanır. Dil ve konuşma terapisti ise bireyin iletişim, dil, konuşma, ses ve yutma becerileri alanlarında çalışmaktadır. Dolayısıyla bu alanlar birbirini ikame eden değil tamamlayan çalışma alanlarıdır.

Kendinizde veya çocuğunuzda aşağıdaki durumlardan herhangi birini gözlemlediğinizde bir dil ve konuşma terapistinden değerlendirme ve yönlendirme almanız faydalı olacaktır:

  • Çocuğunuz 2 yaşına geldiği halde anlamlı ve işlevine uygun iki kelimeli cümleler oluşturamıyorsa veya 3 yaşına geldiğinde üç kelimeli cümleler kurmakta zorlanıyor ise bu durum dil ve konuşma becerilerinin yaşıtlarından geride olduğunu göstermektedir.
  • Çocuğunuz 4 yaşına gelmesine rağmen konuşması başkaları tarafından zor bir şekilde anlaşılıyorsa veya anlaşılmıyorsa, belirli sesleri söyleyemiyor, ses hataları yapıyorsa bu durum konuşma sesi bozukluğuna işarettir.
  • Bireyin konuşma akıcılığında uzun süredir devam eden tekrarlar (örneğin; “b-b-b-ben”), uzatmalar (“eeeeeelma”) veya bloklar (a-a-a-araba) gözlemleniyorsa ve kişi bu durumdan dolayı konuşmaktan kaçınmaya başladıysa bir dil ve konuşma terapistine başvurulmalıdır..
  • Kronikleşmiş kısık ses problemi, nefesli ses kalitesi veya ses nodülü gibi durumlardır. Ses bozuklukları kişinin hayat kalitesini büyük ölçüde etkilemektedir.
  • Otizm spektrum bozukluğu, çocukluk çağı konuşma apraksisi (CAS), serebral palsi ya da kafa travması gibi nörolojik ve gelişimsel durumlar nedeniyle dil ve konuşma bozuklukları görülebilir.

Terapi Süreci ve Seans Detayları

Değerlendirme seansından online terapiye kadar, ilk randevunuzla birlikte başlayacak olan sürecin işleyişi hakkında merak ettikleriniz.

Dil ve konuşma terapisinde sistematik bir şekilde kanıta dayalı yöntemler ve nöroplastisite ilkeleri temel alınmaktadır ve yapılan çalışmaların bazıları şöyledir:

  • Seslerin doğru üretilebilmesi için çene, dudak ve dil kaslarının motor hareket paternleri çalışılmaktadır. Gerekli durumlarda dokunsal-kinestetik ipuçları (örn. PROMPT teknikleri) kullanılarak doğru motor hafıza oluşturulur.
  • Alıcı ve ifade edici dil becerilerini artırmak amacıyla kelime dağarcığı geliştirme, gramer yapılarını doğru kullanma, yönerge alma ve sosyal iletişim kuralları yapılandırılır.
  • Çocuğun hataları ürettiği seslere yönelik kendi çıkardığı ses ile doğru üretilen ses arasındaki işitsel farkı ayırt edebilmesi için algısal çalışmalar yürütülür. Fonolojik farkındalık becerileri kazandırılır.
  • Kekemelik ve hızlı bozuk konuşma vakalarında, konuşma hızını ve solunum mekanizmasını düzenleyen, akıcılık teknikleri ile akıcılık becerileri üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Kişinin konuşma kaygısını azaltmaya yönelik fizyolojik ve bilişsel stratejiler uygulanmaktadır.

Dil ve konuşma terapisinin süresi, danışanın tanısına, problemin ciddiyet derecesine, eğer varsa eşlik eden gelişimsel durumlara veya tanılara bağlı olarak kişiden kişiye büyük ölçüde değişiklik gösterir.

Seanslar genellikle haftada 1 ya da 2 kez yapılmaktadır ve seans süresi ise 40-45 dakika sürecek şekilde planlanmaktadır.

Terapilerin ne zaman sonlandırılacağına ise uzman tarafından periyodik olarak yapılan objektif değerlendirme ölçümleri ve ilerleme raporları sonucunda karar verilmektedir.

İlk seans, tüm terapi sürecinin temelini oluşturan değerlendirme aşamasıdır. Değerlendirme seansı genellikle şu adımlarla gerçekleştirilir:

  • Aile veya danışan ile görüşülerek çocuğun gebelik, doğum, erken bebeklik dönemi gelişimi, yeme/yutma öyküsü, tıbbi geçmişi, ilk kelime ve cümle yaşları detaylıca sorgulanır.
  • Danışanın yaşına ve gelişim düzeyine uygun uluslararası geçerliliği olan standardize dil/konuşma testleri (örn. TEDİL, TODİL, Ankara Gelişim Tarama Envanteri vb.), taramaları veya gözlem formları uygulanır.
  • Danışanın dil, dudak, damak, diş yapısı, çene hareketleri ve yutma/solunum mekanizmaları anatomik ve fonksiyonel olarak incelenir.
  • Elde edilen veriler ışığında danışanın güçlü ve zayıf alanları belirlenir. Kişiselleştirilmiş terapi planı, hedefler oluşturulur.

Seans sıklığı dil ve konuşma terapisine başvuran kişinin terapist tarafından bilimsel yöntemlerle değerlendirildikten sonra kişinin yaşadığı güçlüğe, yaşına, maddi imkanlarına ve ihtiyacına göre belirlenmektedir. Seans sıklığı bu sebeple kişiden kişiye değişkenlik gösterebilmektedir. Genellikle haftada 1 veya 2 kez terapi planlaması yapılmaktadır.

Güncel klinik araştırmalar, dil ve konuşma terapisinde doğru yaş grubunda, doğru vakalarda ve uygun altyapıyla gerçekleştirilen online seansların yüz yüze seanslar kadar etkili olduğunu kanıtlamaktadır.

Online terapi olarak sürdürülebilen artikülasyon bozuklukları, akıcılık/kekemelik vakaları, afazi vakaları ve ses bozukluğu vakaları yüz yüze gerçekleştirilen seanslarla eşdeğer sonuçlar verebilmektedir.

Diğer taraftan her vaka için online terapi uygun değildir. Fiziksel olarak müdahale gerektiren ağır konuşma apraksisi vakaları, yoğun dokunsal ipucu gerektiren teknikler (örneğin PROMPT) veya yutma bozuklukları (disfaji) gibi durumlarda öncelik olarak yüz yüze seanslar tercih edilmelidir.

Çocuklar ile çalışırken ise çocuğun ekrandaki uyaranlara odaklanma süresi ve iş birliği yapabilme becerisi de online terapinin başarısını doğrudan belirler. Genellikle 3.5-4 yaş ve üzeri olan çocuklarda aileni de işbirliği ile online terapiyi önerebiliyorum.

Destekleyici Süreçler ve Aile Katılımı

Terapi odasında kazanılan becerilerin kalıcı olması için evde, okulda ve günlük yaşamda uygulayabileceğiniz iş birliği yöntemleri.

Dil ve konuşma terapisinde aile, klinik ortamın dışındaki etkisi en yüksek olan faktördür. Terapi sürecinde edinilen yeni dil ve konuşma becerilerinin kalıcı hale gelebilmesi için gün içinde tekrar edilmesi ve sosyal, doğal ortamlarda pekiştirilmesi gerekir.

Aile terapi sürecine aktif bir katılım göstermelidir, terapistin seans içerisinde veya seans sonunda gerçekleştirdiği bilgilendirmeleri, yönlendirmeleri dikkatle dinlemelidir. Aile klinikte çalışılan hedef becerilerin doğal rutinlerde, ev ortamında, sosyal aktivitelerde doğru model olarak, verilen ev çalışmalarını yaparak sürece destek olabilir.

Terapi süreci boyunca ailenin sabırlı tutumu, çocuğa güvenli iletişim ortamı sunması ve terapist ile işbirliği kurması sürecin başarısını doğrudan iki katına çıkarır.

Evde yapılacak egzersizler ve ödevler, terapide öğrenilen yeni motor becerilerin veya dil edinim sürecinin genellenmesi ve kalıcılık evresinin merkezinde yer almaktadır.

Klinik ortamı kontrollü bir ortamdır ancak çocuğun sosyal dünyası ev, sokak ve okuldur. Hedeflenen konuşma becerilerinin bu ortamlara da taşınabilmesi için terapistin süreç boyunca verdiği görevler evde yerine getirilmelidir.

Ev egzersizleri aksatıldığında çocuk, terapide öğrendiklerini sadece terapist odasıyla sınırlı tutabilir ve gerçek hayatta bu becerileri kullanmakta zorlanabilir.

Terapist tarafından verilen ev egzersizleri çocuk ve aile için bir “okul ödevi” stresine dönüşmemelidir. Bu egzersizlerin verilmesindeki amaç masa başına oturup çocuğa zorla çalışmalar yaptırmak değildir. Egzersizler ve ödevler gün içerisinde belirli periyotlarla oyun temelli tekrarlarla eğlenceli ve doğal şekilde yapılmalıdır.

Günlük hayatta çocuğun dil ve iletişim becerilerini destekleyebilmek için aşağıdaki noktalara dikkat etmeniz değerlidir:

  • Çocuğun odaklandığı nesneye veya konuya siz de odaklanın; onun liderliğini oyun akışında ve iletişimde takip ederek ona eşlik edin.
  • Çocuğun işitsel işlemleme hızına uyum sağlamak ve zaman baskısını azaltmak için sakin ve yavaş konuşun, karmaşık uzun cümleler yerine kısa ve net cümleler kullanın.
  • Çocuğunuzla iletişim kurarken, oyun oynarken “Bu ne?”, “Rengi ne?” gibi ard arda sorular sormayın. Çocuğun kurduğu oyuna, anlattığı duruma odaklanın. Cümlelerini onun ardından onaylayarak genişletebilirsiniz.(çocuğunuz “Araba gitti” dediğinde, “Evet, mavi araba uzağa gitti” diyerek cümlesini genişletebilirsiniz).
  • Araştırmalar, erken çocukluk döneminde ekran maruziyetinin alıcı ve ifade edici dil gelişimini geciktirdiğini açıkça göstermektedir. Çocuğunuza ekran göstermek yerine karşılıklı etkileşim içeren oyunları ve kitap okuma aktivitelerini arttırabilirsiniz.

Dil ve konuşma bozuklukları, çocuğun akademik başarısını, akranlarıyla olan iletişimini ve sosyal uyumunu doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle terapist ile öğretmenin iş birliği sağlaması multidisipliner yaklaşımın vazgeçilmez bir parçasıdır ve bu iş birliği şu adımlarla sağlanabilir:

  • Terapist ailenin de izniyle sınıf öğretmeni veya rehberlik servisiyle iletişim kurarak çocuğun sınıftaki iletişim becerilerini, akranlarıyla olan ilişkilerini ve akademik performansı hakkında geri bildirim alır.
  • Terapist, öğretmene çocuğun iletişim becerilerinin desteklenmesi gereken alanları hakkında bilgilendirme yapar.
  • Özellikle akıcılık, artikülasyon veya otizm terapilerinde, çocuğun okulda alay edilme veya kaygı yaşama riskine karşı öğretmenle koruyucu ve destekleyici bir yaklaşım geliştirilerek güvenli bir okul ortamı oluşturulmaya çalışılır.