Dil ve Konuşma Terapisi

Dil ve Konuşma Terapisi Nedir?

Dil, konuşma ve iletişim sadece kelimelerden ibaret değildir. Bireyin kendisini ifade edebilme becerisi, sosyal hayata katılma becerisi ve bilişsel gelişimi dil ile şekillenir. Bu sebeple dil, konuşma ve iletişim becerileri çocukluk döneminde başlayarak süreç boyunca takip edilmeli ve gerektiğinde bir dil ve konuşma terapistinden destek alınmalıdır.

Dil ve konuşma becerilerinde problem yaşayan bireylerin hayat kalitesi ve özgüveni düşebilmektedir. Akademik ve sosyal hayat olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu sebeple dil ve konuşma bozukluğu yaşayan bireylerin profesyonel destek alması oldukça önemlidir.

Dil ve konuşma terapisti; dil, konuşma ses ve iletişim alanında profesyonelleşmiş sağlık uzmanlarıdır.

Sıkça Sorulan
Sorular

Dil ve konuşma TERAPİSİNE İLİŞKİN YANITINI MERAK EDEBİLECEĞİNİZ SORULARI BU BÖLÜMDE DERLEDİK.

Kendinizde veya çocuğunuzda aşağıdaki durumlardan birini gözlemlediğinizde bir dil ve konuşma terapistine başvurmalısınız:

1- Gecikmiş Dil ve Konuşma: Çocuğunuz 2 yaşına geldiği halde anlamlı ve işlevine uygun iki kelimeli cümleler oluşturamıyorsa veya 3 yaşına geldiğinde üç kelimeli cümleler kurmakta zorlanıyor ise bu durum dil ve konuşma becerilerinin yaşıtlarından geride olduğunu göstermektedir.

2- Konuşma Sesi Bozuklukları (Artikülasyon ve Fonoloji): Çocuğunuz 4 yaşına gelmesine rağmen konuşması başkaları tarafından zor bir şekilde anlaşılıyorsa veya anlaşılmıyorsa, belirli sesleri söyleyemiyor, ses hataları yapıyorsa bu durum konuşma sesi bozukluğuna işarettir.

3- Akıcılık Bozuklukları (Kekemelik ve Hızlı-Bozuk Konuşma): Bireyin konuşma akıcılığında uzun süredir devam eden tekrarlar (örn. “b-b-b-ben”), uzatmalar (“eeeeeelma”) veya bloklar (a-a-a-araba) gözlemleniyorsa ve  kişi bu durumdan dolayı konuşmaktan kaçınmaya başladıysa bir dil ve konuşma terapistine başvurulmalıdır..

4- Ses Bozuklukları: Kronikleşmiş kısık ses problemi, nefesli ses kalitesi veya ses nodülü gibi durumlardır. Ses bozuklukları kişinin hayat kalitesini büyük ölçüde etkilemektedir.

5- Nörojenik veya Gelişimsel Yetersizlikler: Otizm spektrum bozukluğu, çocukluk çağı konuşma apraksisi (CAS), serebral palsi ya da kafa travması gibi nörolojik ve gelişimsel durumlar nedeniyle dil ve konuşma bozuklukları görülebilir.

Dil ve konuşma terapisine başlamak için belirli bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Erken müdahalenin önemi gereği terapi sürecine bebeklik döneminden itibaren başlanabilir.

Bebeklik Dönemi (0-12 Ay): Dudak-damak yarığı ile doğan bebeklerde beslenme ve yutma değerlendirmeleri, işitme kayıplı bebeklerde ise iletişim öncesi becerilerin çalışılması amacıyla dil ve konuşma terapisine başlanabilir.

12-36 Ay Aralığı: İlk sözcüklerin çıkmasında belirgin gecikme, ortak dikkat kurmada zorlanma veya motor planlama problemleri fark edildiğinde dil ve konuşma terapisine başlanabilir.

Hayır, dil ve konuşma terapisi yalnızca çocuklara değil, her yaş grubundan bireye uygulanabilmektedir.

Dil ve konuşma terapisi; gecikmiş dil, artikülasyon ve fonolojik bozukluklar, kekemelik, çocukluk çağı konuşma apraksisi (CAS) ve otizm spektrum bozukluğuna eşlik eden iletişim problemleri, inme (felç), travmatik beyin hasarı veya demans sonrasında ortaya çıkan edinsel dil bozuklukları (afazi), konuşma motor kontrolünün kaybı (dizartri), ses tellerindeki patolojilere (nodül, polip, paralizi) bağlı ses bozuklukları, yutma güçlükleri (disfaji) alanlarında yaş sınırı olmaksızın doğumdan yaşlılığa kadar uzanan geniş bir klinik yelpazeyi kapsar.

Uzman Dil ve Konuşma Terapistleri tarafından uygulanan seanslarda standart uygulama 40-45 dakikalık seanslardan oluşur. Seansların ardından ise ebeveyn bilgilendirmesi yapılmaktadır.

Seans sıklığı ise çocuğun veya yetişkinin ihtiyaçları ve maddi imkanlarına göre değişkenlik gösterebilmektedir. Genellikle haftada 1 ila 3 seans şeklinde planlanmaktadır.

Terapilerinin sonlanması için belirli bir net süre verilemez. Bu süre danışanın ihtiyaçları, işbirliği , seansların düzenli bir şekilde uygulanmasına göre uzayıp kısalabilmektedir.

Evet, terapiye başlamadan önce değerlendirmenin yapılması oldukça önemli ve kritik bir aşamadır. Değerlendirme yapmadan, doğrudan terapiye geçmek doğru bir yaklaşım değildir.

Çocuğunuz konuşmuyor veya sesleri yanlış üretiyorsa kesinlikle beklememelisiniz. Toplumda yaygın olarak dile getirilen “erkek çocuk geç konuşur, zamanla açılır, okula başlayınca düzelir ya da babası da geç konuşmuştu” gibi düşünceler gerçeği yansıtmamaktadır ve çocuğun geleceği için bu şekilde düşünmek oldukça riskli bir yaklaşımdır.

Çocuğunuz 2 yaşına geldiğinde anlamlı ve amacına uygun iki kelimeli cümleler kurabilmelidir veya çocuğunuz 3-4 yaşına gelmesine rağmen konuşması yabancılar tarafından anlaşılmıyorsa profesyonel bir dil ve konuşma terpistinden destek almanız gerekmektedir.

Erken yaşta müdahale edilmesi bu dönemde beynin sinaptik bağlantıları kurma ve kendini yenileme kapasitesinin (nöroplastisite) en üst düzeyde olduğu evre olması sebebiyle önemlidir.

Erken müdahale, çocuğun ilerleyen yaşlarda akademik, sosyal ve psikolojik alanlarda yaşayabileceği sorunların önüne geçilmesini sağlamaktadır.

Özel eğitim uzmanı bireyin öğrenme ve davranışsal bağımsızlığı üzerine çalışır. Pedagog, bireyin duygusal ve sosyal gelişimi üzerine odaklanır.

Dil ve Konuşma Terapisti ise bireyin iletişim, dil, konuşma, ses ve yutma becerileri alanlarında çalışmaktadır.